Nerede o eski aşklar?

Onu
bir kez görmenin bile bütün bir yaşama bedel olduğu� Ona yazdığın
mektupla yüreğinin şahlandığı� Onu düşünmeden gözlerini kapamadığın
geceler...
Sabah gözünü açtığın anda onun hayaliyle uyanmak ve attığın her adımda onu düşünerek yol almak.
Nerede o eski aşk şiirleri� Her bir mısrasını ruhundan akan sözcüklerle işlediğin�
Ona dokunmak bir yana, gözlerine bakmanın bile ruhunu erittiği aşklar.
Çabuk
mu tükettik yoksa o çocuksu yanımızı? Aşk dediğimiz şeyi kolay mı
harcadık? Özgür kaldığında ruhumuz, onu bize ait mi sandık?
Aşkı anlamadık mı yoksa? Yoksa onu da fast food tarzı bir alışkanlık gibi yiyip bitirdik mi?
Aşkın anlamı nedir? Neden aşık olur insan?
Eskiden
aylarca gelmesi beklenen mektupları okumak için gecelerce uykusuz kalan
sevgililer nerede şimdi? Nerede uğruna dağları delen aşklara imza atan
gerçek aşıklar?
Aşk hakkında o kadar çok şey söylendi ki� Onu tarif
ettiler utanmadan. Sanki bir cisim ya da bir teoriden söz eder gibi.
Ona bir ömür biçti bazı vicdansız uzmanlar. İnandık onların
dediklerine. Aşk için formüller ürettik. Kendi ellerimizle yok
ettiğimiz aşkın büyüsünü yeniden yaşatabilmek için demediğimiz şey
kalmadı.
AŞKIN KUSURSUZLUĞUNU UNUTTUK!
Unuttuk
ama bir şeyi� Aşkın kusursuzluğunu unuttuk. Aşkın kusursuz, korkusuz ve
kuşkusuz olduğunu unuttuk. Büyüyü bozduk kısacası. Yere düşen bir cam
bardağın düşmeden önceki kusursuzluğu gibiydi aşk. Bardak düştüğü zaman
yere, kusursuzluğu yok oluyor, yani büyü bozuluyordu.
En mükemmel
aşkların en kusursuz olanları olduğu gerçeğini unuttuk, fast food
çağına girdiğimiz bu günlerde. Günü birlik mutluluklar ve günü birlik
sevgi maskeleri altına gömdük kusursuz aşkı.
Hücrelerimizin içine kadar giren o sihirli geni yok ettik ne yazık ki.
Eğer varsa kusursuz, pürüzsüz bir aşk, o aşka dünyadaki en değerli ödül verilmeli bence.
Çok
mu karamsar oldum bu yazıda? Evet, fazlasıyla... Belki motive olurum,
diye yaptım bunu. Belki siz de fark edersiniz, diye yazdım bu yazıdan
sonra, kusursuz aşkın mükemmelliğini.
Çünkü ben yapamadım bunu.
İtiraf etmeliyim! Büyük kristal küreyi düşürdüm yere. Ve kayboldu
kusursuzluğu. Neden itiraf ettim bunu? Belki ders alırım diye. Zor oldu
tabii ki bu başarısızlığımı itiraf etme cesaretini göstermek. Aşk
üstüne, iletişim üstüne kitap yazıp, binlerce kişiye danışmanlık yapıp
eğitim verdikten sonra, kalkıp da bunu söylemek zor oldu benim için.
Kristal
küre kaydı elimden ve düştü. Tutamadım ya da tutamadık� Mazeretlere
sığınmak istemiyorum. �Sadece kusursuz aşk kristalini düşürdüm� demekle
yetiniyorum.
Bu yüzden soruyorum �Eski aşklar nerede?� diye. Bizim
kriterlerimiz mi çok fazla, yoksa o destansı aşkların mı çok az kriteri
vardı bilmiyorum. Çok şey mi bekledik aşktan. Onu kusursuz yapan
sadeliğiydi belki de. Saf olmasıydı. İçinde kuşkuların, korkuların
olmamasıydı. Ego girmemişti belki de o aşklara.
Yere düşen bir
kristal küre için yapılacak fazla bir şey olmayabilir belki. Ama
elinizde tuttuğunuz o kusursuz küre, sizi kusursuz aşka götürecektir.
Kusursuzca sevin�
Her bir sözcüğünüz kusursuzca çıksın ağzınızdan� Kusursuzca dokunun ona�
Kusursuz� Sadece kusursuz�